24 Mart 2010 Çarşamba

Abi Vallahi Beş Dakika Sayacı



Sorun
İki dakika kahve almaya gittik, hemen park cezası yazmışlar. Ulan dörtlüler yanıyor, yol durulmayacak bir yer değil. Trafik falan da yok. Camdan da sürekli bakıyorum, sıkıntı olacak mı diye. Uzaktan cezayı yazdın da çaktırmadan gelip cama mı yapıştırdın, ne yaptın be adam?

Tesbit
Aslında sağ koltukta biri otursaydı da "Polisabi, vallahi beş dakika, bak arkadaş şurda hemen" falan deseydi o cezayı yemezdim.

Çözüm
AVBD Sayacı. Aracın camına yapıştırılacak bir kronometre. Saymaya kaçtan başladığını, sürücünün gelmesine ne kadar kaldığını gösterecek. Polisabi de bakacak, "Yazık lan, üç dakikalığına duraklamış, bir nokta iki dakikası geçmiş, ceza yazmayayım bari…" falan diyecek. Sayacın kenarında sevimlilik yapan bir gülen yüz falan olursa, ya da ne bileyim, polisabi zevkine uygun bir gül-kurşun motifi olursa, beş dakikayı on dakika, AVBD'yi AVOD yapabiliriz. Hem okunması da daha kolay AVOD'un.

21 Mart 2010 Pazar

Konformetre




Sorun

Taksilerin bize çektirdikleri

Çözüm
Taksiler için konformetre uygulaması

Hedef
Rezil taksi sorunumuzu çözmek, kullanıcı memnuniyetini artırmak, afilli taksicilerin ekmeğine yağ sürmek.

Nasıl çalışıyor?
Şöyle: Her takside sağ koltuğun arkasına yerleştirilecek konformetremizi kullanacak olan taksi müşterileri, yeni müşteriler için yorum sağlayacak. Bu sayede hangi taksi iyidir, hangi taksi kötüdür bileceğiz ve ona göre bineceğiz.

Konformetre teknik detayları neler?
Bu kısmı bir mühendis beyle birlikte çalışmak gerekiyor. Benim aklıma gelen, konformetreye bağlı olarak çalışan LED ya da neon sistemin, taksinin bir yerinde (Aracın üzerindeki taksi yazısı olabilir, tamponun tamamı olabilir, ön camın üst tarafı olabilir…) renk kodlarıyla taksinin konforunu belirtmesi. Misal, açık maviden mora uzanan bir skalamız olsun renk kodunda. Açık mavi en dandik taksi olsun, kısa mesafeye laga luga yapan, araçta sigara içen, etekli müşterinin bacaklarına yönelmiş dikiz aynaları bulunan. Mor da mükemmel taksi olsun, uzun uzun anlatmayayım, bunu da taksici çözsün, bana ne…

Yorum sistemi nasıl çalışacak?
Her taksi kullanıcısı ödemeyi yaptıktan ve para üstünü aldıktan sonra (Taksici 16,5 lirayı 20'ye tamamlar mı diye de bakacak ya…) konformetreyi (Bildiğin düğme, 1'den 10'a kadar çevrilebilir bir yapısı var.) istediği rakama çevirecek. Puanlama, ana merkezdeki sunucuya gidecek ve taksinin renk kodu oradan ortalama olarak belirlenecek. Yüksek puanlar alan bir taksicinin renk kodu, tek bir yorumla sıfıra düşmeyeceği gibi; açık mavi renk kodlu bir taksiciye gelen iyi bir puan da renk kodunu tek başına etkileyemeyecek. Ancak her ay başında, renk kodları sıfırlanacak. Bu sayede taksicinin kendini geliştirmesi, ve hatta 'yemin billah etmesi' söz konusu olacak.

Peki bu sistemi kurmak maliyetli değil mi?
Ne maliyeti yahu? Taksi plakası dediğin şey şehrine göre bir trilyon eski Türk Lirası'na kadar (Göze çok görünsün diye eski birimle yazdım.) fiyatlandırılabiliyor. Şimdi burada taş çatlasın bir kaç binlik maliyeti kimse şeyetmesin lütfen.

Mor taksici olmanın faydası ne ki?
Hak ettiği ücretin tamamını alacak, daha ne olsun? Aha, can alıcı kısmını yazmayı sona bıraktım. Taksici, renk koduna göre para alacak müşteriden. Konformetre - sunucu - taksimetre, tamamı birbirine bağlı çalışan bir üçlü olacak. Taksi puanını yükseltmeyen (Yani açık mavi renk kodlu) taksici, otomatik bir şekilde taksi ücreti üzerinden indirim yapmış olacak. Bu indirim renk koduna göre %80'ye kadar ilerleyebilir.

Sonuç
Tasarruf yapmak isteyen müşteri, kötü hizmeti göze alarak en açık mavi taksiye binecek. Ama kötü hizmet aldığında da vay şöyleydi vay böyleydi demeyecek. Düzgün bir yolculuk yapmak isteyen müşteri, renk koduna göre istediği taksiye binecek. Uzun vadede taksiciler kazançlarıyla terbiye edilmiş olacak. Bu sayede iyi hizmet alabileceğiz.

7 Yıldızlı WC




Sorun

Para ödediğimiz umumi tuvaletlerde hizmet kalitesinin çok çok düşük olması. Tuvalet kağıdının genellikle bitik olması. Sifonun isteksiz çalışması ya da çalışmaması, alafranga tuvaletlerde paçaya çalışması. Sabun yerine sabunlandırılmış su kullanılması.


Çözüm

Hizmet kalitesinin kademe kademe arttırılması.


Birinci kademe; tuvalete kitaplık konması, kollu-çevirmeli-laylon klozet kapağı örtüsü. Birinci kademe için bu yeterli çünkü zaten bunlar; sifonun düzgün çalışması, bitmeyen kuru tuvalet kağıdı, sabunlandırılmış su yerine gerçek sabun kullanımı gibi temel şeyleri saymazsak, paralı bir tuvaletin olmazsa olmazları. (1 TL, pahalı değil canım, sıfırıncı kademe bile 50 kuruş-75 kuruş)


İkinci kademe; birinci kademedekilere ek olarak, tuvalet kapısının arkasına minik bir ekran ve kesintisiz Türk Filmi yayını. Popoya ılık tazyikli su. Klozetin daima sıcak kalmasını sağlayıcı oturan hostesler. Ses ve koku geçirmez duvarlar(Bu ikinci kademe için çok da şart değil). (3 TL)


Üçüncü kademe; Tuvalet kapısının arkasında sadece ekran değil, bir de internet bağlantısı (Bu kademede adult sitelere kapalı). Laylon klozet kapağı ve ısıtıcı hostes yerine halk arasında köpük dediğimiz, strafor türü yumuşak ve tek kullanımlık bir malzeme. Sabunun yanında jöle, diş fırçası, diş macunu, parfüm, krem, poposil(Islak hoş kokulu mendil), traş seti, cımbız vb. malzemeler. Üstü açık sigaralı bölüm. (6,5 TL)


Dördüncü kademe; üçüncü kademedeki herşey artı şunlar; Müşteri tuvaleti temiz bırakmak zorunda değil, o kadar para vermiş bi de fırçalamakla mı uğraşacak? Biz hallederiz. Doktorların "Her gün aynı saatte tuvalete çıkmak bağırsak sağlığınız için önemlidir!" uyarılarını dikkate alarak tasarladığımız randevu ve abonelik sistemi. İsteğe göre içecek servisi, binbir çeşit sigara. Zor durumlar için fitil. Acil durumlar için bir telefonla bulunduğu yerden alıp, gideceği yere servis hizmeti. Ve varsa (Elbette terbiye sınırları içinde kalmak suretiyle) müşteri özel istekleri. (10 TL)


Beşinci kademe; daha ne olsun demeyin! Sıcaktan kavrulduğunuz bir yaz gününde, ah bi duş alsam da serinlesem dediğiniz bir anda, yoldan geçerken hayalini kurduğunuz duşu görseniz fena mı olur? Hem de bedeninize uygun iç çamaşırı, saçınıza uygun şampuan çeşitleriyle... (20 TL)


Altıncı kademe; Daha ne olsun?

30 Ağustos 2009 Pazar

Şampuan Şişelerinin Direnişi




Sorun

Pek yaygın olmasa da, laylon (Evet, laylon) poşet kullanımının azaltılmasına yönelik kampanyalar, çözüm önerileri vb. epey gündemde bu ara. Pek de beğeniyorum bu durumu, zira çok fazla kullanıyoruz laylon'u hayatımızda. Ancaak, plastik şişe ve türlü şişe benzeri ambalaj, bu poşetleri günah keçisi yapmış durumda. Sanki onların hiç kabahati yok, sanki ayda onlarca şişe tüketmiyoruz onlardan, sanki laylon'dan daha az petro-kimya hammaddesi tüketiyorlar...

Çözüm Önerileri
Şampuanların, duş jellerinin, deterjanların, sıvı yağların, yoğurtların ve benzeri türlü ıvır zıvırın (Bundan sonra maylon olarak anılacaktır.) kullanımını azaltmak için türlü önerilerim var.

- Şampuanımı cam şişede alırım, sonra alış veriş merkezine boşunu geri götürürüm, dolusunu da güzel bir indirimle alırım. Şişe sahibi firma, ambalajın temizliğini yapar, yeniden doldurur, maliyetlerini azaltır. (Efes Pilsen modeli)
- Maylon ambalajlı ürünlerin satışından ciddi bir vergi alınır, bu sayede fiyatları artar, bu sayede tüketici cam ya da kağıt (süt kartonu gibi yani) ambalajlara kaydırılır. Bir liralık mazotu iki buçuk liraya alıyoruz sonuçta, değil mi?
- Beş - on litrelik çok daha hesaplı ürünler tüketiciyle buluşabilir. (Eski zamanlardaki ipek şampuanlar gibi değil ama, bildiğin Dove falan diyorum, yan sanayi olmayan.) Akabinde evimizdeki şahane tasarımlı şişelere bunları doldurup kullanabiliriz. Değil mi efendim?
- Evimizde biriken bu kadar cam ambalajı ne yapacağız? (Evet evet, çok birikecek. Deterjandır, yoğurttur, margarindir...) Çöpe mi atacağız? Yok canım. Cam kumbaralarına mı atacağız? Yooo.. Kiloyla satacağız. Devlet aldığı vergilerin bir kısmını bize buradan geri verecek. Uzun lafın kısası, maylon ambalaj kullanandan aldığı parayı cam ambalaj kullanana vermiş olacak. Bir nevi Robin Hood...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Dört Ayaklı Kıpırdakları Sabitlemek




Sorun

Masa ve benzeri dört ayaklı hayat yardımcılarının ayaklarının tıkır tukur sesleriyle zımbırdaması, dengede duramaması.


Çözüm
Aslında en temiz çözüm ayaklardan birini kaldırmak, üçayağa (fotoğrafta tripod tabir ettiğimiz) dönüştürmek. Bu durumda her zemine mükemmel uyum sağlar masa ya da benzeri. Ancaak, bunun yapılamayacağı kimi durumlar da var elbet, misal bir buzdolabını üç ayaklı yapmak istemeyiz, ya da çamaşır makinesini. Bu durumda plan B'yi devreye sokuyoruz.


Plan B
Dört ayaklı olduğu halde yamuk zeminlerde bile yere sapasağlam basan bir şey var. Nedir o? Araba elbette... Zira ayaklarının amortisörleri var. Peki, amortisörü basitleştirirsek nasıl bir cihaz elde ederiz? Bir yay, bir de hidrolik. Hidroliklerin fiyatları taşıma kapasitesine göre gün geçtikçe düşüyor. Yay zaten para değil. Tamam, o halde bu ikisini birleştirip dört ayaklı yaşam yardımcımızın ayaklarına birer tane takabiliriz.


Elde Edilen Sonuç
Masayı yerine yerleştirdin, ayarlamadığın için yaylanıyor şu an. İstediğin konuma getirdiğinde kilitle düğmesine bas, o da her hidroliği kilitleyen mekanizmayı devreye soksun. Bunu buzdolabı, çamaşır makinesi gibi cihazlara da uygula. Özellikle çamaşır makinesi, ciddi bir sorun aslında. Yere tam basamassa bol gürültü yapar, hatta özgürlüğünü ilan eder, yürür gider... Ama ayarı da bozulur kimi zaman, döne döne. Böyle düz durmamakta inatçı dört ayaklılar için amortisörlü ayakların kilit sistemini bir sensörle otomatik hale getirebiliriz. Sensör dört ayaklıda bir açı değişimi fark ettiğinde kilidi açar, düzleştiğini fark ettiğinde kilidi kapar. Böylece hiç yamulmayan bir dört ayaklı elde etmiş oluruz.

25 Ağustos 2009 Salı

Bireysel Trafik Kuralları




Tesbit

Trafik kuralları biraz fazla 'genel' değil mi? 90'ı geçme, alkollü kullanma, şöyle yap ama böyle yapma... Peki herkes için neden aynı kurallar geçerli? Altımda bir Leon varsa (Keşke) ve deneyimim de fena değilse, yol da uygunsa; neden doksanı geçmemeliyim? Ya da tersinden bakarsak, 60 model bir Lada'yla, tek şeritli ve kalabalık bir yolda, 90 yaşında ayakta zor duran bir amcamız 90'la gittiğinde kurallara uymuş mu oluyor?

Çözüm
Sürücülere deneyim puanları verilsin ve gerektiğinde geri alınsın. Bir nevi bilgisayar oyunu mantığı gibi, 'level' gibi, 'experience' gibi...

Puan Getirecek - Götürecek Davranışlar
- Ehliyete mi sahipsin, yoksa bir araca mı? Sadece ehliyetin varsa ve araç kullanmıyorsan puan alamassın.
- Saygılı bir sürücü müsün? Yol verir misin? Racona uyar mısın?
- Yağışta buzda karda çamurda sürüş deneyimin var mı?
- Her gece mi içersin, beş ayda bir mi içersin? Alkol seni ne kadar etkiler? Benim iki dublemle senin iki dublen aynı mı?
- Aracının durumu nasıl? Servisini aksatıyor musun? Duruş mesafen ne kadar? Hızlanma süren ne?
- Araçta genellikle senden başka kimler var? Dikkatini dağıtacak küçük bir çocuk ya da kafa ütüleyen bir yolcuya sahip misin?
- Kolunu camdan çıkarmayı sever misin?
- Kırmızı ışıkta önünde duran araca korna çalma hızın nedir? Sarı yanmadan mı çalarsın, yeşil yandıktan sonra mı?
- Yolda gördüğün bisikletlilere laf atar, motorcuları sıkıştırır mısın?
- El freniyle dönüşler yapıp cayırtılarınla müzik yapar mısın?

Denetleme Yöntemleri
Trafik polisine ek olarak, Sivil Trafik Denetimi oluşturulacak. Arkandaki araba sarı yandığında kornaya basınca, plakası ve çektiğin bir fotoğrafla STD'ye başvuracaksın. İlk şikayette değilse de, ikinci - üçüncü bildirimlerde sürücünün puanı düşecek. Puan düştükçe hız limiti - alkol limiti de düşecek. Gerektiğinde nasıl ki alkollü sürücü trafikten men edilebiliyorsa, agresif kullanan, trafik raconuna uymayan ve saygısız bir sürücü de saygı puanı bittiğinde trafikten men edilebilecek.

20 Ağustos 2009 Perşembe

Kırmızı Işık Kornacısı




Sorun

Kırmızı ışıkta daha sarı yanmadan arkadan kornaya basıp can sıkan sürücüler.

Çözüm
Toplumsal bir tepki olarak beklemek.

Arkadaki adam (Bundan sonra öküz olarak anılacaktır.) neden kornaya basar sarı yanmadan? Ya senin kör olduğunu, ya da gerizekalı olduğunu düşünür. Öyle ya, öküz bilir ne zaman geçmen gerektiğini. Kornaya basmasıyla senin hareket etmen bir olmalıdır. Bu durumu tersine çevirirsek, arkadan korna duyduğunda beş saniye beklemeden gaza basmassan, öküz isteğine ulaşamaz. Korna çalmaya korkar hale gelir. Ancak bunu bireysel olarak yapmanın hiçbir anlamı yok. Bunu toplumsal bir hareket olarak başlatmalı, logosunu yapmalı, etiketlerini arabalarımıza takmalı, ana haber bültenlerine çıkmalı, bu konuda ortak hareket edebilmeliyiz.

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Seni Bu Kadar Seviyorum Hareketi




Tesbit

Çocukluğumuzdaki sevgi gösterme hareketimizi hatırlayalım: "Beni ne kadar seviyorsun kızım?" Kız da ellerini iki yana doğru açabildiği kadar açar ve şöyle der: "Seni bu kadaaaaar seviyorum!"

Çocukken bunu çok yaptık, kim daha çok seviyor sorusunun yanıtı da kolları daha uzun olan oldu hep. Yıllarca yanılmışız, kendimizi kandırmışız. Aslında kollarla yapılabilecek çok daha büyük bir hareket var.

İdrak
Kollarını öne doğru uzatıp ellerinin tersi birbirine değecek biçimde ellerini birleştir. Avuç içlerinden çıkan doğru nerede birleşir?

a) Dünyayı çevresi boyunca dolaşır, diğer elimden çıkan çizgiyle birleşir. Seni bu dünyanın çevresi kadar çok seviyorum anlamı taşır.

b) Sol avuç içinden çıkan doğru sola doğru sonsuz, sağ avuç içinden çıkansa sağa doğru sonsuz ilerler. Evreni sonsuz kabul edersek, bu hareket "Seni sonsuz seviyorum." manası taşır.

11 Ağustos 2009 Salı

Müzik Ehliyeti




Sorun

Hem amatör hem dandik müziği dinleme zorunluluğu (Balkonda oturuyorsun, biranı içiyorsun. O da ne? Komşu kafede düğün var, "Tey tey teyy! Hade Hadö Hadüü!" sesleri evin içinde yankılanıyor.)

Çözüm
Müzik Adamı Ehliyeti... Doktora diploma var, sürücüye ehliyet var, müzik adamına neden hiçbir şey yok? Bizi en çok rahatsız eden; hayatımızla olmasa da ruh sağlığımızla oynayan o değil mi? Evet, ona da bir ehliyet gerekiyor. Burada kastettiğim müzik türüne göre ehliyet vermek değil, arabesk türünde de ehliyet alabilir müzik adamı, türkü dalında da. Ancak bunun kuralları olmalı.

Kurallar
- Müzik adamlığı için jüride senin alanından müzik adamlarının ve akademisyenlerin bulunduğu bir sınava girmeli, ehliyetini almalısın.
- Ehliyetini aldığında kazandığın hak, elektronik ses yükseltici ya da kaydedicileri kullanabilme hakkı. (Mikrofon, org vb.) Mikrofon kullanmayarak çevreyi az rahatsız edeceğinden, ehliyetsiz de elbete şarkı söyleyebilirsin, sana kimse karışmaz.
- Ehliyetini aldığında, gazinolarda, düğünlerde çalarak hayatını sürdürebilirsin. Ancak bunun da sorumlulukları var. Mekandaki kötü ses sistemi nedeniyle halk seni şikayet edebilir, Müzik Polisi ehliyetine geçici bir süreyle el koyabilir. Bu nedenle müzik yapacağın yeri dikkatli seçmeli, ses sistemi konusunda hassas davranmalısın. Ortaya çıkan ses'teki tüm sorumluluk senin.
- Detone olmamalısın. Bu, bir gecelik kazancının tümünü ceza olarak vermen anlamına gelir.
- Trafik cezaları gibi cezaları olan bu sistemde, hataların sonucunda para cezası, ehliyete geçici bir süre için el konulması, müzikten men gibi cezalar bulunuyor. Dikkatli olmalı, işini ciddiye almalısın.

Kazançlar
- Kötü ses sistemi pızırtıklarından kurtulmak.
- Senin dinlediğin tür olmasa da, başka tür müziklerin iyi örneklerini dinleyebilme olanağı.
- Uzun vadede geniş kitlelerin müzik zevklerinin gelişmesi.